Kanserde erken teşhis için: Şikayet değil, Düzenli tarama önemli

Kanser vücuttaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan ve çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerleyebilen bir hastalık olarak dikkat çekiyor. Günlük yaşamını sürdüren, kendini sağlıklı hisseden bireylerde dahi vücutta fark edilmeyen değişimler başlayabiliyor. Şikayet ortaya çıkmadığı için ertelenen kontroller hastalığın ileri evrelerde tanı almasına neden oluyor. 

Toplumda yaygın olan “ağrı yoksa sorun yoktur” düşüncesi kanser açısından en büyük risklerden biri olarak öne çıkıyor. Oysa birçok kanser türü belirti vermediği dönemde bile vücutta iz bırakıyor. Doğru zamanda yapılan görüntüleme yöntemleri değişimleri görünür kılıyor. Erken evrede fark edilen kanserlerde tedavi süreci daha kontrollü ilerliyor ve yaşam süresi belirgin şekilde uzuyor.

Görüntüleme Yöntemleri Erken Tanıda Belirleyici

Radyoloji Hekimi Uzm. Dr. Fatma Külünk Yavuz, kanserin erken tanısında görüntüleme yöntemlerinin kritik rolüne dikkat çekiyor. Uzm. Dr. Yavuz, “Meme kanseri mamografiyle, akciğer kanseri düşük doz bilgisayarlı tomografiyle, karaciğer kanseri ultrasonla erken evrede yakalanıyor. Bazı organ ve yumuşak doku kanserleri ise tomografi, tüm vücut MR ve ileri görüntüleme yöntemleri sayesinde henüz hiçbir belirti yokken tespit ediliyor” diyor.

Görüntüleme yöntemlerinin, kanserin sessiz seyrettiği dönemde organ ve dokularda ortaya çıkan yapısal değişiklikleri görünür kıldığını vurgulayan Uzm. Dr. Yavuz, “Bu sayede hastalığa yayılım gerçekleşmeden müdahale şansı doğuyor. Tanının erken konması tedavi seçeneklerini genişletiyor ve hastanın yaşam kalitesini koruyor” ifadelerini kullanıyor.

Radyoloji Hekimi Uzm. Dr. Fatma Külünk Yavuz

Belirti Beklemek En Büyük Risklerden Biri

Kanserin erken döneminde çoğu zaman ağrı, kitle ya da belirgin bir yakınma görülmediğini belirten Uzm. Dr. Fatma Külünk Yavuz, bu durumun tanıyı geciktiren en önemli faktörlerden biri olduğunu ifade ediyor. 

Uzm. Dr. Yavuz, “Kişiler kendilerini iyi hissettikleri için kontrollerini erteleyebiliyor. Ancak kanserin erken evresinde yapılan kontroller hastalığın seyrini tamamen değiştirebiliyor. Geç tanı alan vakalarda tedavi süreci daha uzun ve daha zor bir hale gelirken erken tanı konulan hastalarda daha sınırlı müdahalelerle başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Bu fark, tarama ve kontrol alışkanlıklarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Kişisel Riskler ve Aile Öyküsü Önem Taşıyor

Kanser riskinin kişiye özel olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yavuz, yaş, aile öyküsü ve yaşam alışkanlıklarının risk üzerinde belirleyici rol oynadığını belirtiyor. Ailesinde kanser öyküsü bulunan bireylerin risk grubunda yer aldığını hatırlatan Uzm. Dr. Yavuz, bu kişilerin yaşlarına ve risk profillerine uygun tarama programlarını aksatmaması gerektiğini vurguluyor.

Sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam ve çevresel faktörlerin de kanser riskini artıran unsurlar arasında yer aldığını ifade eden Uzm. Dr. Yavuz, yalnızca şikayetlere odaklanmak yerine düzenli kontrollerle vücuttaki değişimlerin izlenmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Zaman Hayat Kurtarıyor

Kanserde fark yaratan unsurun tesadüf değil zaman olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Yavuz, erken tanının hastalığın kaderini değiştirdiğini belirtiyor. Vücudu tanımak, değişimleri ciddiye almak ve doğru zamanda kontrol yaptırmak kanserle mücadelede en güçlü adımlar arasında yer alıyor.

Çakmak Erdem Hastanesi’nden Radyoloji Hekimi Uzm. Dr. Fatma Külünk Yavuz, kanserle mücadelede en etkili yaklaşımın erken tanı olduğunu belirterek, şikayet ortaya çıkmasını beklemeden yapılan görüntüleme kontrollerinin hastalığın erken evrede yakalanmasını sağladığını, erken teşhisin ise yaşam süresini uzattığını ve tedavi başarısını artırdığını vurguluyor.

Exit mobile version