Psikiyatri – Ruh Sağlığı

Hayatın Anlamı Nerede?

Bazen biz fark etmesek de aklımızdan ‘’Hayatın anlamı yok.’’ şeklinde düşünceler geçer. Bu durumda kendimi mutlu hissetmiyorum diye yakınırız. Hâlbuki mutsuz hissetmemizde etkili olan şeyler zihnimizden geçen düşüncelerdir. Düşünceler değişmediği sürece kendimizi mutlu hissetme şansımız ne yazık ki olmaz. Durup dururken hayatın anlamı yok diye düşünmeyiz elbette, bir takım olaylar yaşarız ve bunun sonucunda hayatın anlamı yok deriz. Mesela sevdiğimiz birini kaybedince bu düşünce aklımıza gelebilir. Ve gerçekten çok can yakıcı bir hal alır, durum. Bir de bunun yanında kendimize koyduğumuz kurallar gerçekleşmediğinde de bu düşünce(hayatın anlamı yok) aklımıza gelebilir. ‘’Şu sınavı geçemezsem hayatımın bir anlamı yok demektir, mesleki hayatımda şu basamağa yükselemezsem benim için hayat durur, hedeflerime ulaşamazsam ben bittim demektir.’’ Şeklinde kendimize koyduğumuz kurallar bizlerde kaygı yaratır ve eğer hedefimize ulaşamazsak(hayat bu ya bazen istediklerimiz olmaz) mutsuzluğa sürükleniriz hem de hiç farkında bile olmadan. Sonrasında neden mutsuz hissettiğimizi anlayamayız ve sadece mutsuz hissediyorum ama mutsuz hissetmek istemiyorum deriz. Hatta şunu bile deriz, mutsuz hissediyorum ama neden mutsuz hissettiğimi bilmiyorum. Cevap, düşünceler. Düşüncelerimize göre mutlu ya da mutsuz hissederiz. Bizim fark edemediğimiz düşüncelerimiz duygularımızı yönetir. Mutlu mu yoksa mutsuz mu hissedeceğimize hemen karar verirler.

İnsanoğlu, bazen, yaptığı çalışmalarını ve başarılarını küçümser. Yani yaptığı her ne ise tam anlamıyla harika olmadıkça kişi bazen tatmin olmaz. Bu sahnede kişi,  kendini başarısız olarak algılar, kendini başarısız olarak gören kişi ise kendini mutsuz hissedebilir. Hâlbuki yaptığımız her şey hayatımıza anlam katar. Küçük büyük fark etmeksizin yaptığımız her şey hayatımızı belirler ve anlamlı kılar.  Hayatımızın anlamlı olması için harika işler başarmak zorunda değiliz. Böyle bir sorumluluk kimseye ait değil. Hayata gelmiş olmak bile başlı başına anlamlıdır.

   Çocukken bize büyük işler başarmamız empoze edilmiş olabilir. Her ne kadar açıkça söylemeseler de bazı anne babalar davranışlarıyla çocuklarına başarının çok önemli olduğunu empoze ederler. Çocukları bir başarı elde ettiklerinde aşırı sevinen anne baba açıktan açığa çocuğa başarılı olmasını söylememiştir fakat çocuğun başarısına aşırı derecede sevinerek ona bunun çok kıymetli  olduğu mesajını gizli olarak vermiştirler. Bir de başarının çok önemli olduğunu açıkça söyleyen anne babalar vardır. Mesela benim oğlum büyüyünce büyük işler başaracak deyip  duran anne babalar var. Etrafımda çokça  duyuyorum, benim kızım/oğlum şunu başaracak, şöyle olacak, böyle olacak şeklinde cümleler. Küçük omuzlara kocamaman yükler yüklüyoruz. Bu çocuklar büyüdüklerinde başarıyı aşırı önemseyen kişiler oluyorlar  ve bunun yanında büyük işler başarma odaklı oluyorlar. Bizler de bu çocuklardan olabiliriz. İnsan küçüklüğünü hatırlamakta zorlanır. Ama bir an  durup düşünün, küçükken başarı sizin için ne kadar önemli idi? Anne babanızın bu konudaki tutumu ne idi?  Eğer sizde küçükken başarılı olmalısın mesajlarına maruz kalmışsanız muhtemelen sizin zihninizde de başarılı olmalıyım düşünceleri vardır. Ya da tam tersi durum söz konusu olmuş olabilir. Küçükken anne babamız bizle yeterince ilgilenmediği için kendimizi değersiz görüp kendimizi kanıtlama çabasına girmiş olabiliriz. Bunun sonucunda kendimize büyük işler başarmayı hedef koymuş olabiliriz.  Değerli bir insan olmanın yolu, büyük işler başarmaktır  şeklinde bir  algılama geliştirmiş olabiliriz.  Burada eğitim sistemimizin yanlışları da söz konusu, elbette. Tembeller, orta derecede çalışkanlar ve çalışkanlar diye sıralar ayrılırdı eskiden sınıflarda. Buna maruz kalan çocuklardan biri de benim.  Ne yazık ki benim gibi birçok çocuk da bu eğitim sistemine maruz kaldı. Yani başarıya aşırı derecede önem veren bir eğitim sistemine maruz kaldık.  Ve tüm bunların sonucunda şunları öğrendik, eğer başarılıysan değerlisindir, başarısızsan sana kimse saygı duymaz, büyük işler başar ki sana saygı duyulsun ve böylece değerli bir insan olduğunu kanıtla. Tüm bu öğrendiklerimiz bizim üzerimizde baskı yarattı. Tüm bu öğrendiklerimiz bizde şu kaygıyı yarattı: Ya başaramazsam, ya değerli olduğumu başarılarımla kanıtlayamazsam. Bu kaygı altında ne yazık ki başarılı olmak çok mümkün değil. Çünkü kaygı, insana bildiği şeyleri bile unutturan bir duygu haline gelebiliyor kimi zaman. Bu kaygı ve mutsuzluğu yönetmenin tek yolu düşüncelerimiz üzerinde çalışmaktan ve onları incelemekten geçiyor.

   Değerli insan, büyük işler başarmış insan değildir. Dünyaya gelen bazı insanlar dünyaya imza atıp bu dünyadan göçüp gitmiş olabilirler, dünyayı değiştirmiş olabilirler ,dünyayı daha iyi bir yer haline getirmiş olabilirler. Fakat bu demek değildir ki sadece bu insanlar değerlidir.  Dünyaya gelen her insan değerlidir. Değerli olmak için herhangi bir şeye sahip olmak zorunda değiliz. Değerli olmak bir koşula bağlı değildir. Çok büyük işler ya da iyilikler yapmamış olsa da insan, sadece insan olduğu için değerlidir.  Yaptığı iyiliklerden dolayı ya da başardığı harika işlerden dolayı bu kişiye, bu insan çok daha değerli bir insandır diyemeyiz, sadece dünyaya katkılarından dolayı ona minnet duyabiliriz, Günümüz dünyası, günümüz medyası, birçok reklam, birçok film ne yazık ki tam tersini empoze etmekte. Değerli olmayı birçok koşula bağlamaya çalışmaktadırlar. Çok basit şampuan reklamlarını ele alalım. Reklam metni gereği, saçlarını savuran aktöre diğer tiyatro oyuncuları hayranlıkla bakarlar. Bu reklamlar, güzel saçların olsun, herkes seni beğensin ve sana saygı duysunlar böylece değerli biri ol mesajları içermekte. Buradaki koşul da saçlarının güzel olması. Bu koşullar artırılabilir. Büyük işler başarmak da koşul olabilir güzel saçlarınızın olması da koşul olabilir ama hepsinin sonu aynı yere varıyor: Değerli saygı duyulan biri olabilmek. Bu düşünce ile hayat anlamlı ya da hayatın anlamsız düşünceleri birbiriyle bağlantılı aslında. Kendini değerli olarak algılayan kişiler ve hayatının anlamını koşula bağlamayan kişiler elbette kendi hayatlarını çok daha kolayca anlamlı bulabileceklerdir.

Hayatlarımızın anlamlı olduğunu fark edebilmemiz dileğiyle.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu