Psikiyatri – Ruh Sağlığı

Ütopya Sendromu nedir? Mükemmeliyetçilik iş hayatını nasıl etkiler?

Modern iş dünyasında başarı çoğu zaman hız, üretkenlik ve karar alma becerisi ile ölçülüyor. Ancak bazı çalışanlar için en büyük engel dış koşullar değil, zihnin kurduğu görünmez bir beklenti olabilir: kusursuzluk. Son yıllarda psikoloji literatüründe sıkça tartışılan ve halk arasında ütopya sendromu olarak adlandırılan bu eğilim, kişinin ideal koşullar oluşmadan harekete geçememe ile ilişkilendiriliyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Sema Bayçın, bu kalıbın özellikle yüksek sorumluluk taşıyan işlerde çalışan kişilerde daha belirgin hale gelebildiğini söylüyor.

“Ütopya sendromu, mükemmel şartları beklerken ilerlemeyi durduran bir düşünce biçimidir.”

Uzm. Dr. Sema Bayçın’a göre ütopya sendromu, kişinin karar alma ve üretme süreçlerini etkileyen psikolojik bir tutumdur. Birey, yaptığı işin hatasız olması gerektiğine o kadar odaklanır ki süreci başlatmak ya da tamamlamak zor olabilir.

Bu durum dışarıdan mükemmellik gibi görünse de içeride yoğun bir baskı yaratır. Kişi sürekli “daha iyisi mümkün” düşüncesiyle hareket eder ve hiçbir aşamayı yeterli bulamamaya başlar. Sonuç olarak ise proje ilerlemek yerine bekler, kişi ise zihinsel olarak yorulur.

Psikiyatri Uzm. Dr. Sema Bayçın

“Sorunun kaynağı yüksek hedefler değil, hata yapmaya izin vermemektir.”

Başarılı olmak isteyen herkesin yüksek hedefleri olabilir. Ancak ütopya sendromunda esas yük hedeflerde değildir, hataya karşı geliştirilen tahammülsüzlükte olduğunu vurguluyor.

Hata yapma korkusu büyüdükçe risk alma isteği azalır. Toplantılarda fikir belirtmemek, işleri teslim etmeyi geciktirmek ya da sürekli revizyon yapmak bu döngünün parçaları haline gelebilir. Kişi hareket etmeyi değil, kusursuz anı beklemeyi seçer.

“Sürekli erteleme çoğu zaman isteksizlik değil, performans kaygısının göstergesidir.”

İş ortamında erteleme davranışı sıklıkla tembellik olarak yorumlanabilir. Ütopya sendromu yaşayan kişiler için erteleme, yoğun iç baskının bir sonucudur.

Uzm. Dr. Sema Bayçın’a göre bu bireyler genellikle yüksek sorumluluk duygusuna sahiptir. Ancak zihindeki eleştirel ses o kadar güçlüdür ki adım atmak riskli görünür. “Yeterince iyi değil” düşüncesi, hareket etmeyi engelleyen görünmez bir fren görevi görür.

“Kusursuzluk beklentisi uzun vadede tükenmişliğe zemin hazırlayabilir.”

Sürekli ideal sonucu kovalamak zihinsel enerjiyi tüketir. Kişi yaptığı hiçbir işten tatmin olmaz, başarı anları kısa sürer ve yeni baskılar hızla devreye girer. Bu döngü zamanla iş doyumunu azaltabilir.

Uzm. Dr. Sema Bayçın, ütopya sendromunun kronik hale geldiğinde anksiyete belirtileri ve tükenmişlik hissi ile iç içe geçebileceğini belirtiyor. Bu nedenle erken farkındalık geliştirmek büyük önem taşıyor.

“İlerleme kusursuzluktan değil, sürdürülebilir adımlardan doğar.”

Uzmanlara göre çözüm, kusursuzluğu terk etmek değil; onu yeniden tanımlamaktır. Her işin gelişime açık olduğunu kabul etmek, kişinin hareket alanını genişletir.

Uzm. Dr. Sema Bayçın, küçük ama devamlı adımların psikolojik dayanıklılığı artırdığını vurguluyor. “Yeterince iyi” kavramını benimsemek, üretkenliği düşürmez; aksine gerçekçi hale getirir.

“İş hayatında başarı çoğu zaman kusursuz sonuçlardan değil, süreklilikten gelir. İnsan zihni hata yaparak öğrenir ve gelişir. Kusursuzluğu beklemek ilerlemeyi durdurabilir; adım atmayı seçmek ise hem üretkenliği hem ruh sağlığını korur. Önemli olan ideal anı beklemek değil, mevcut koşullarla ilerleyebilmektir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir